Baş Bağlama
Gelin oğlan evine geldikten sonraki gün duvak merasimi yapılır. Duvak töreninin yapılacağı kız evine köyün tüm kadınları davet edilir. İlk iş geline uzun kollu gömlek giydirmektir. Gömlek giydirilirken yakası dua okunarak kesilir, salâvat getirilerek de giydirilir. Bu ölünceye kadar evli kalın, ayrılmayın demektir. Yörede ölüye kefen giydirilirken de aynı gelenek uygulanır. Yakası kesilen gömlek giydirildikten sonra "Allahümme salli ala seyidine Muhammed ve ala Ali Muhammed, peygambere salâvat sellana Muhammed, Muhammed’e salavat. Ya Allah, ya Muhammed, ya Ali, hayırlı olsun hayırlı, olsun hayırlı olsun" denilir. Cevaben, "Hayırlı olsun diyenin dili tatlı, yuvası bereketli olsun" dileğinde bulunulur.
TARSUS' 25KM UZAKLIKTADIR. NÜFUSU 1000 CİVARINDADIR. TEKELİ MH.ORTA MH. YENİ MH. 3 MAHALLESİ MEVCUTTUR. GEÇİM KAYNAĞI TARIM VE KÜÇÜK-BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIKTIR. MERSİN-TARSUS-ÇAMLIYAYLA İLÇELERİNİN MERKEZİNDE TOROSLARIN ETEKLERİNDE ŞİRİN BİR KÖYDÜR.
Köyümüzün Gelenekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Köyümüzün Gelenekleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Mart 2009 Pazar
Köyümüzün Gelenekleri,
Gelin Alma
Eski Yörüklerde Gelini ata bindirmek gelenektendir. Onun için damadın sağdıcı gelin atına biner, koşturarak iyice yorar. Atın alnına ayna takılır, yelesinin bir tarafına oğlan evi, diğer tarafına kız evi adına birer yağlık bağlanır. Kız dokuduğu heybeyi atın terkisine atar. Ata bağlanan yağlık ve heybe at sahibinin olur.
Gelin ata binmeden davul zurna gelin uğurlama, gelin ağlatma havası çalar. Bu havalar çalınırken erkek kardeş gelinin kuşağını bağlar. Kuşak bağlandıktan sonra gelin anasıyla babasıyla son kez vedalaşır. Sağdıçlar gelinin koluna girerek gelini baba evinden çıkarırlar. Gelin evinin ocağını eşiğini niyaz ederek öper. Daha sonra babasının ayağına niyaz eder. Baba "Yüzün koyun git arkası üstü çık" der. Bunun anlamı eşinle birlikte ölünceye kadar mutlu olasın demektir.
Erkek sağdıç gelinin bineceği atı koşturmuş ve iyece yormuştur. Artık yorgun ata gelin binecektir. Sağdıç kız evinin önünde attan iner. Davul-zurna gelin indirme bindirme havası çalmaya başlar. Bu hava oldukça coşkuludur. Özellikle davulcu tokmağını çok hareketli ve kuvvetli sallar. Orada olmayanlar dahi gelinin evden çıkarıldığını ata bindirildiğini davulun sesinden anlar.
Gelin atı önde, yengeler, konuklar arkada. Düğün alayı (Seğmen) topluca mezarlığa gider. Gelin mezarlığın etrafında dolandırılır. Dönüşte başka bir yol takip edilerek davul zurna eşliğinde baba evine getirilir. Annesi attaki terk heybesine son kısmetin budur anlamında gönlünden kopan bir hediye, babası ve kardeşleri de ayakkabısının içine bir avuç bozuk para koyar. (Bozuk para konulması kısmetin, rızkın bol olsun demektir. ) Bugün tabiki bu merasimler lüks arabalar eşliğinde olur.
Bu merasimden sonra gelin davul-zurna eşliğinde oğlan evine götürülür. Atın üzerinde iken yemek pişen kazanların etrafında üç kez döndürülür. Attan inmeden takı merasimi yapılır. Yörede buna "atkı–attan indirmelik" de denilir. Atkı ve takı düğün evinin davetlilere gönderdiği okuntu değerinden daha aşağı olmaz. İsteyen altın vb benzeri ziynet eşyası takabileceği gibi para da atabilir. Atkılar ağzı laf eden kişi tarafından tepsi içinde toplanır. Atkıyı atan kişinin adı söylenerek "Darısı oğluna kızına bekârsa kendisine olsun" denir. Kaynana ile kayınbaba el ele tutuşur, gelinin elini tutarak indirmelik hediye verir. Darısı bulaşsın çorlu çocuklu aile olsun düşüncesiyle attan inmeden kucağına çocuk verilir. Attan indirilen gelinin başına eve girmeden önce bereket getirsin, parası, yiyeceği bol, ağzı tatlı olsun düşüncesiyle para, buğday, üzüm serpilir. Gelin oğlan evinin kapısından içeri girerken elindeki yağ ve bal sürülmüş yeşil yaprağı, evi yağlı ballı olsun düşüncesiyle kapının üst sövesine yapıştırır.
Gelinin gireceği kapıya işlenmemiş ince çiğ ip bağlanır, kapı eşiğine de su dolu bir ibrik konulur. Kaynana ve kayınbaba elleri bağlı gelini kapıda bekler. Gelin, kaynana ve kayınbabanın elinin altından geçer. İbriği devirir, bağlı ipi kırar. Çiğ ip ömür kısa, su ise akıcı bereketli ne varsa içeri aksın, su gibi aziz olsun, içeride kalsın anlamındadır. Kaynana ve kayınbabanın ellerinin altından geçmesi ise kol kanat gereceğiz, seni kollayacağız, senin yanında olacağız demektir.
Gelin oğlan evine indikten sonra damadın arkadaşları, sağdıçları bekârlığa veda edecek damadı alır başka bir yere götürürler. Orada damat için özel eğlence düzenlerler. Gerdeğe girme zamanı geldiğinde damat sağdıçları tarafından evine getirilir. Arkası yumruklanarak gelin bulunduğu odaya gönderilir.
Eski Yörüklerde Gelini ata bindirmek gelenektendir. Onun için damadın sağdıcı gelin atına biner, koşturarak iyice yorar. Atın alnına ayna takılır, yelesinin bir tarafına oğlan evi, diğer tarafına kız evi adına birer yağlık bağlanır. Kız dokuduğu heybeyi atın terkisine atar. Ata bağlanan yağlık ve heybe at sahibinin olur.
Gelin ata binmeden davul zurna gelin uğurlama, gelin ağlatma havası çalar. Bu havalar çalınırken erkek kardeş gelinin kuşağını bağlar. Kuşak bağlandıktan sonra gelin anasıyla babasıyla son kez vedalaşır. Sağdıçlar gelinin koluna girerek gelini baba evinden çıkarırlar. Gelin evinin ocağını eşiğini niyaz ederek öper. Daha sonra babasının ayağına niyaz eder. Baba "Yüzün koyun git arkası üstü çık" der. Bunun anlamı eşinle birlikte ölünceye kadar mutlu olasın demektir.
Erkek sağdıç gelinin bineceği atı koşturmuş ve iyece yormuştur. Artık yorgun ata gelin binecektir. Sağdıç kız evinin önünde attan iner. Davul-zurna gelin indirme bindirme havası çalmaya başlar. Bu hava oldukça coşkuludur. Özellikle davulcu tokmağını çok hareketli ve kuvvetli sallar. Orada olmayanlar dahi gelinin evden çıkarıldığını ata bindirildiğini davulun sesinden anlar.
Gelin atı önde, yengeler, konuklar arkada. Düğün alayı (Seğmen) topluca mezarlığa gider. Gelin mezarlığın etrafında dolandırılır. Dönüşte başka bir yol takip edilerek davul zurna eşliğinde baba evine getirilir. Annesi attaki terk heybesine son kısmetin budur anlamında gönlünden kopan bir hediye, babası ve kardeşleri de ayakkabısının içine bir avuç bozuk para koyar. (Bozuk para konulması kısmetin, rızkın bol olsun demektir. ) Bugün tabiki bu merasimler lüks arabalar eşliğinde olur.
Bu merasimden sonra gelin davul-zurna eşliğinde oğlan evine götürülür. Atın üzerinde iken yemek pişen kazanların etrafında üç kez döndürülür. Attan inmeden takı merasimi yapılır. Yörede buna "atkı–attan indirmelik" de denilir. Atkı ve takı düğün evinin davetlilere gönderdiği okuntu değerinden daha aşağı olmaz. İsteyen altın vb benzeri ziynet eşyası takabileceği gibi para da atabilir. Atkılar ağzı laf eden kişi tarafından tepsi içinde toplanır. Atkıyı atan kişinin adı söylenerek "Darısı oğluna kızına bekârsa kendisine olsun" denir. Kaynana ile kayınbaba el ele tutuşur, gelinin elini tutarak indirmelik hediye verir. Darısı bulaşsın çorlu çocuklu aile olsun düşüncesiyle attan inmeden kucağına çocuk verilir. Attan indirilen gelinin başına eve girmeden önce bereket getirsin, parası, yiyeceği bol, ağzı tatlı olsun düşüncesiyle para, buğday, üzüm serpilir. Gelin oğlan evinin kapısından içeri girerken elindeki yağ ve bal sürülmüş yeşil yaprağı, evi yağlı ballı olsun düşüncesiyle kapının üst sövesine yapıştırır.
Gelinin gireceği kapıya işlenmemiş ince çiğ ip bağlanır, kapı eşiğine de su dolu bir ibrik konulur. Kaynana ve kayınbaba elleri bağlı gelini kapıda bekler. Gelin, kaynana ve kayınbabanın elinin altından geçer. İbriği devirir, bağlı ipi kırar. Çiğ ip ömür kısa, su ise akıcı bereketli ne varsa içeri aksın, su gibi aziz olsun, içeride kalsın anlamındadır. Kaynana ve kayınbabanın ellerinin altından geçmesi ise kol kanat gereceğiz, seni kollayacağız, senin yanında olacağız demektir.
Gelin oğlan evine indikten sonra damadın arkadaşları, sağdıçları bekârlığa veda edecek damadı alır başka bir yere götürürler. Orada damat için özel eğlence düzenlerler. Gerdeğe girme zamanı geldiğinde damat sağdıçları tarafından evine getirilir. Arkası yumruklanarak gelin bulunduğu odaya gönderilir.
Köyümüzün Gelenekleri,
Kız Kınası
Kız evinde ağzı dualı, geleneği bilen bir bayan yastığı üç kere Allahümme salli ala seyidine Muhammed ve Alâ Ali seyyidine Muhammed, peygambere salâvat, Muhammed’e salâvat. Ya Allah, ya Muhammed dedikten sonra üç kere hayırlı olsun diyerek yastığın başını kıbleye gelecek şekilde koyar. Gelin olacak kız salâvatla üç kez yastığın etrafında kıbleye arkasını dönmeden dolandırılır. Gelinin yüzü kıbleye dönük vaziyette oturtulur. Eğer kız nişan olmuş ise nişanında örtülen, annesi tarafından saklanan kırmızı yağlık (allık) yüzüne örtülür. Nişanda örtülmüş yağlığın ucu nişanın bozulmaması için düğümlenir. (Örtünün ucunun düğümlenmesi nişanın bozulmasını engellemek, düğün kınasında düğümü çözmek kendisine nasip olsun düşüncesiyle yapılır.) Gelin olacak kızın yüzüne örtülen yağlığın ucunun düğümlenmesi yemin etmesi, ikrar vermesi anlamındadır. Bu alın–örtünün düğümü kına günü salâvatla çözdürülür, yüzüne örtülür.
Geline yakılacak karılmış kına içine kayın valide tarafından "arılık" konulur. (Arılık bahşiş demektir. Bu altın olabileceği gibi başka ziynet eşyası da olabilir.) Arılık kınanın içine konulmamışsa gelin kızın elini açmaması gelenektendir. Kayın valide üç defa salâvat getirdikten sonra gelinin boynunun arkasındaki çıkıntıya kınayı yakar. Artan kına damadın parmağına yakılır. Bunun anlamı gelinle damat bir ömür boyu birlikte yaşasın, beraber olsun demektir. Kına, merasime katılan tüm davetlilere yakıldıktan sonra, kızın sağdıcı ve arkadaşları kına deyişleri, kına türküleri söyler.
Kız evinde ağzı dualı, geleneği bilen bir bayan yastığı üç kere Allahümme salli ala seyidine Muhammed ve Alâ Ali seyyidine Muhammed, peygambere salâvat, Muhammed’e salâvat. Ya Allah, ya Muhammed dedikten sonra üç kere hayırlı olsun diyerek yastığın başını kıbleye gelecek şekilde koyar. Gelin olacak kız salâvatla üç kez yastığın etrafında kıbleye arkasını dönmeden dolandırılır. Gelinin yüzü kıbleye dönük vaziyette oturtulur. Eğer kız nişan olmuş ise nişanında örtülen, annesi tarafından saklanan kırmızı yağlık (allık) yüzüne örtülür. Nişanda örtülmüş yağlığın ucu nişanın bozulmaması için düğümlenir. (Örtünün ucunun düğümlenmesi nişanın bozulmasını engellemek, düğün kınasında düğümü çözmek kendisine nasip olsun düşüncesiyle yapılır.) Gelin olacak kızın yüzüne örtülen yağlığın ucunun düğümlenmesi yemin etmesi, ikrar vermesi anlamındadır. Bu alın–örtünün düğümü kına günü salâvatla çözdürülür, yüzüne örtülür.
Geline yakılacak karılmış kına içine kayın valide tarafından "arılık" konulur. (Arılık bahşiş demektir. Bu altın olabileceği gibi başka ziynet eşyası da olabilir.) Arılık kınanın içine konulmamışsa gelin kızın elini açmaması gelenektendir. Kayın valide üç defa salâvat getirdikten sonra gelinin boynunun arkasındaki çıkıntıya kınayı yakar. Artan kına damadın parmağına yakılır. Bunun anlamı gelinle damat bir ömür boyu birlikte yaşasın, beraber olsun demektir. Kına, merasime katılan tüm davetlilere yakıldıktan sonra, kızın sağdıcı ve arkadaşları kına deyişleri, kına türküleri söyler.
Köyümüzün Gelenekleri,
Düğün Hazırlıkları
Belen Köy Yörüklerinde düğün Cuma başlar; Pazar günü biter. Ama düğün başlamadan önce tüm hazırlıklar yapılır. Konukları ağırlamak için düğün yemeği hazırlıkların başında gelir. Düğünlerde konuklara yöresel yemekler ikram edilir. Pilav yapmak için dövme hazırlanır. Kuru fasulye, kesme çorbası, yüksük çorbası düğün yemeklerinin en ünlüleridir. Onun için bol miktarda kuru fasulye istif edilir. Yöresel yemeklerden kesme ve yüksük çorbası için özel yapılmış hamurlardan kesme kesilir, yüksük dökülür. (Kesme eriştenin, yüksük çorbası mantının bir türüdür.) Kazanlarda pişmeye hazır hale getirilir. Düğün yemekleri büyük kazanlarda pişer. Yemekleri pişiren kadınlara "aşanacı" denilir. Aşanacılar daha önceden düğün evi tarafından tespit edilir. (Sözcük, aş anası aşı pişiren analar anlamındadır.) Kazanlarda pişen yemekler için ne gerekiyorsa onun hazırlıkları daha önceden yapılır. Soğan, sarımsak, tuz vb. Konukların bütün konaklama iaşe ve ibateleri düğün sahiplerine aittir.
Düğün ekmeği de önemli hazırlıklardan biridir. Ekmek yapmak için oğlan evi tarafından tespit edilen bir kadının beline peştamal bağlanır. Peştamalın içine sulanmamış yufka ekmek ufalanır kuru üzüm ve leblebi ile karıştırılır. (Leblebi ve üzüm ağzımız tatlı olsun anlamındadır.) Beline peştamal bağlı kadın köydeki bütün haneleri dolaşarak kadınları ekmek yapmaya davet eder. (Ekmek bereketli, kısmetli olsun, ağzı tadıyla yensin amacıyla bu uygulama yapılır.) Görevli kadının peştamalından ekmek gevreği, üzüm, leblebi karışımından herkes bir avuç alır. Alan herkes bir tabağın içine un, üzerine de yeşil yaprak veya çiçek vb koyarak düğün evine getirir. Getirilen un düğün evi için yapılacak ekmeğin unu ile karıştırılır. Bu uygulamadan sonra köylü kadınlar düğün ekmeğini yaparlar. Ekmekle birlikte yöreye has sıkma ve börek de yapılır. Herkese dağıtılır.
Ekmek yapıldıktan sonra düğün evine Perşembe günü bayrak dikilir.Yemek verilir ve dualar yapılır. Bunun için birkaç kişi gün doğmadan dağa gider. Dağdan yaprağını dökmeyen ağaçtan başı çatallı büyük bir dal, (Düğün evine bayrak olarak asmak için) bir de küçük (sağdıcın elinde kına ve düğün bayrağı olarak kullanmak için) dal kesilir. Gerek sağdıcın elindeki, gerekse düğün evindeki bayrak olarak kullanılacak dalın çam ağacından olması tercih edilir. Çamın daha yeni yetişip gelenine yörede "tor" denir. "Tor" aslında acemi, yeni yetişip gelen anlamındadır. Bu işlem gün doğmadan yapılır. Bütün akrabalar toplanır. Ağaç dallarının uygun yerine Türk bayrağı, ayna portakal, turunç asılır. Bayrak milleti, ayna aydınlığı, berraklığı, portakal-turunç da güzel kokuyu temsil eder. Bayrak yani dağdan kesilen çam "toru" Perşembe gün köy halkı (akrabaları, özellikle de yaşlılar) tarafından salâvat getirilerek düğün evinin sağ tarafına görünür bir yere dikilir. Bayrak dikilmeden önce düğün evinin kapısından 2 defa geçirilir. Bunun anlamı Allah, Muhammed aşkına demektir. Allahümme salli ala seyidine Muhammed ve ala al-i-seyidine Muhammed, peygambere salâvat, Muhammed’e salâvat, ya Allah ya Muhammed diyerek salâvat getirilir. Eş dost hayırlı uğurlu olsun dileğinde bulunurlar.
Bayrağın dikilmesi düğün evinin belirlenmesi için bir nişanedir. Bayrak dikilen ağaca zincir takılır. Zincir de asma kilitle kilitlenir. Bunun anlamı düğün evine, bayrağa zarar gelmesin demektir. Bayrak dikildikten sonra kurban kesilir, kurbanın kanı bayrağın direğine sürülür. Ayrıca düğün evine Türk bayrağı dikilir.
Düğün davetiyesine yörede okuntu denir. Okumaktan gelir, davet etmek anlamındadır. Düğüne davet edilecek kişilerin yakınlık derecesine göre düğün evi hediyeler hazırlar. Gömlek, mendil, eşarp, basma, pazen, mendil, gömleklik kumaş vb gibi. Bu hediyeler davet edilecek kişilere gönderilir. Davetiye yerine geçen bu hediyelere yörede okuntu denir. Ayrıca köyün delikanlılarının hepsine okuntu olarak beyaz mendil gönderilir. Beyaz aydınlığı, mutluluğu, güzelliği sembolize eder.
Cuma günü oğlan evinde başlayan düğün Pazar kadar sürer. Çarşamba günü düğün kız evine taşınır. O gece gelin olacak kızın kınası yakılacaktır. Düğün kız evine taşındıktan sonra yemek ve benzeri giderler kız evi tarafından karşılanır.
Kız evi de oğlan evi gibi bütün köyün genç kızlarını düğüne davet eder. Genç kızlara (davetiye) okuntu olarak da ayna dağıtılır. Damadın ve gelinin sağdıçları elinde bayrak, evleri tek tek dolaşarak genç kızları, delikanlıları oyuna davet ederler.Davet edilen kişinin düğün sahibiyle arası yoksa, küsülü ise aynı gelenek uygulanır. Bu vesileyle küsülü olan kişi de düğün sahibiyle barışmış olur. Genç kızların düğüne gelirken görkemli giymesi gelenektendir.
Pazar günü öğlen köyün genç kızları, delikanlıları "keşkâh" (dövmeden yapılan yöresel pilav) için köy meydanındaki soku etrafında toplanırlar. Çukurova’da sokuya dibek de denilir. Soku sağdıçlar tarafından koruma altındadır. Evli bir kişi fırsatını yakalayıp (gençler fırsat vermemeye çalışır) sokunun üzerine oturmuşsa bayraktardan (sağdıçtan) istekte bulunur. İsteği yerine getirildikten sonra sokunun üstünden iner. Buğday nemlendirildikten sonra tokmaklarla dövülmeye başlanır. Dövülen buğday bakır helkelere konularak davul-zurna eşliğinde çeşmeye götürülür. Sokuda dövülen buğday yıkanarak kabuğundan ayrılır. Kabuğundan ayrılmış buğdaya dövme, yapılan pilava eski yörüklerde keşkâh, Belen Yörükleri de "dövme" pilavı der. Dövme-keşkâh etli olabileceği gibi etsiz de olur.ve afiyetle yenir.
Belen Köy Yörüklerinde düğün Cuma başlar; Pazar günü biter. Ama düğün başlamadan önce tüm hazırlıklar yapılır. Konukları ağırlamak için düğün yemeği hazırlıkların başında gelir. Düğünlerde konuklara yöresel yemekler ikram edilir. Pilav yapmak için dövme hazırlanır. Kuru fasulye, kesme çorbası, yüksük çorbası düğün yemeklerinin en ünlüleridir. Onun için bol miktarda kuru fasulye istif edilir. Yöresel yemeklerden kesme ve yüksük çorbası için özel yapılmış hamurlardan kesme kesilir, yüksük dökülür. (Kesme eriştenin, yüksük çorbası mantının bir türüdür.) Kazanlarda pişmeye hazır hale getirilir. Düğün yemekleri büyük kazanlarda pişer. Yemekleri pişiren kadınlara "aşanacı" denilir. Aşanacılar daha önceden düğün evi tarafından tespit edilir. (Sözcük, aş anası aşı pişiren analar anlamındadır.) Kazanlarda pişen yemekler için ne gerekiyorsa onun hazırlıkları daha önceden yapılır. Soğan, sarımsak, tuz vb. Konukların bütün konaklama iaşe ve ibateleri düğün sahiplerine aittir.
Düğün ekmeği de önemli hazırlıklardan biridir. Ekmek yapmak için oğlan evi tarafından tespit edilen bir kadının beline peştamal bağlanır. Peştamalın içine sulanmamış yufka ekmek ufalanır kuru üzüm ve leblebi ile karıştırılır. (Leblebi ve üzüm ağzımız tatlı olsun anlamındadır.) Beline peştamal bağlı kadın köydeki bütün haneleri dolaşarak kadınları ekmek yapmaya davet eder. (Ekmek bereketli, kısmetli olsun, ağzı tadıyla yensin amacıyla bu uygulama yapılır.) Görevli kadının peştamalından ekmek gevreği, üzüm, leblebi karışımından herkes bir avuç alır. Alan herkes bir tabağın içine un, üzerine de yeşil yaprak veya çiçek vb koyarak düğün evine getirir. Getirilen un düğün evi için yapılacak ekmeğin unu ile karıştırılır. Bu uygulamadan sonra köylü kadınlar düğün ekmeğini yaparlar. Ekmekle birlikte yöreye has sıkma ve börek de yapılır. Herkese dağıtılır.
Ekmek yapıldıktan sonra düğün evine Perşembe günü bayrak dikilir.Yemek verilir ve dualar yapılır. Bunun için birkaç kişi gün doğmadan dağa gider. Dağdan yaprağını dökmeyen ağaçtan başı çatallı büyük bir dal, (Düğün evine bayrak olarak asmak için) bir de küçük (sağdıcın elinde kına ve düğün bayrağı olarak kullanmak için) dal kesilir. Gerek sağdıcın elindeki, gerekse düğün evindeki bayrak olarak kullanılacak dalın çam ağacından olması tercih edilir. Çamın daha yeni yetişip gelenine yörede "tor" denir. "Tor" aslında acemi, yeni yetişip gelen anlamındadır. Bu işlem gün doğmadan yapılır. Bütün akrabalar toplanır. Ağaç dallarının uygun yerine Türk bayrağı, ayna portakal, turunç asılır. Bayrak milleti, ayna aydınlığı, berraklığı, portakal-turunç da güzel kokuyu temsil eder. Bayrak yani dağdan kesilen çam "toru" Perşembe gün köy halkı (akrabaları, özellikle de yaşlılar) tarafından salâvat getirilerek düğün evinin sağ tarafına görünür bir yere dikilir. Bayrak dikilmeden önce düğün evinin kapısından 2 defa geçirilir. Bunun anlamı Allah, Muhammed aşkına demektir. Allahümme salli ala seyidine Muhammed ve ala al-i-seyidine Muhammed, peygambere salâvat, Muhammed’e salâvat, ya Allah ya Muhammed diyerek salâvat getirilir. Eş dost hayırlı uğurlu olsun dileğinde bulunurlar.
Bayrağın dikilmesi düğün evinin belirlenmesi için bir nişanedir. Bayrak dikilen ağaca zincir takılır. Zincir de asma kilitle kilitlenir. Bunun anlamı düğün evine, bayrağa zarar gelmesin demektir. Bayrak dikildikten sonra kurban kesilir, kurbanın kanı bayrağın direğine sürülür. Ayrıca düğün evine Türk bayrağı dikilir.
Düğün davetiyesine yörede okuntu denir. Okumaktan gelir, davet etmek anlamındadır. Düğüne davet edilecek kişilerin yakınlık derecesine göre düğün evi hediyeler hazırlar. Gömlek, mendil, eşarp, basma, pazen, mendil, gömleklik kumaş vb gibi. Bu hediyeler davet edilecek kişilere gönderilir. Davetiye yerine geçen bu hediyelere yörede okuntu denir. Ayrıca köyün delikanlılarının hepsine okuntu olarak beyaz mendil gönderilir. Beyaz aydınlığı, mutluluğu, güzelliği sembolize eder.
Cuma günü oğlan evinde başlayan düğün Pazar kadar sürer. Çarşamba günü düğün kız evine taşınır. O gece gelin olacak kızın kınası yakılacaktır. Düğün kız evine taşındıktan sonra yemek ve benzeri giderler kız evi tarafından karşılanır.
Kız evi de oğlan evi gibi bütün köyün genç kızlarını düğüne davet eder. Genç kızlara (davetiye) okuntu olarak da ayna dağıtılır. Damadın ve gelinin sağdıçları elinde bayrak, evleri tek tek dolaşarak genç kızları, delikanlıları oyuna davet ederler.Davet edilen kişinin düğün sahibiyle arası yoksa, küsülü ise aynı gelenek uygulanır. Bu vesileyle küsülü olan kişi de düğün sahibiyle barışmış olur. Genç kızların düğüne gelirken görkemli giymesi gelenektendir.
Pazar günü öğlen köyün genç kızları, delikanlıları "keşkâh" (dövmeden yapılan yöresel pilav) için köy meydanındaki soku etrafında toplanırlar. Çukurova’da sokuya dibek de denilir. Soku sağdıçlar tarafından koruma altındadır. Evli bir kişi fırsatını yakalayıp (gençler fırsat vermemeye çalışır) sokunun üzerine oturmuşsa bayraktardan (sağdıçtan) istekte bulunur. İsteği yerine getirildikten sonra sokunun üstünden iner. Buğday nemlendirildikten sonra tokmaklarla dövülmeye başlanır. Dövülen buğday bakır helkelere konularak davul-zurna eşliğinde çeşmeye götürülür. Sokuda dövülen buğday yıkanarak kabuğundan ayrılır. Kabuğundan ayrılmış buğdaya dövme, yapılan pilava eski yörüklerde keşkâh, Belen Yörükleri de "dövme" pilavı der. Dövme-keşkâh etli olabileceği gibi etsiz de olur.ve afiyetle yenir.
Köyümüzün Gelenekleri,
Asbap Kesme
Asbap sözcüğünün aslı Arapça esvaptır. Giysi anlamındadır. Sözcük yöre de "asbap" olarak telaffuz edilir. Kıza alınacak giysi vb malzemelerin tamamını ifade eder. Alınacakların karşılıklı konuşulup anlaşılmasına "Asbap Kesme" uygulamasının yapılacağı güne de "Asbap Kesme günü" denilir. Asbap kesme oğlan evinden 2–3, kız evinden 2–3 kişinin katılmasıyla gerçekleşir. Asbap kesme günü olarak belirlenen tarihte kişiler kız ve oğlanı da alarak şehre giderler.
Oğlanın düğünde giyeceği takım elbiseyi kız evi, terlik, iç çamaşır, gelinlik, kına, kına gecesinde giyeceği elbise vb ihtiyaçları da oğlan evi alır. Ayrıca gelin ata binerken başına bağlamak üzere 1,5 metre uzunluğunda beyaz yeşil ve kırmızı al (yörede bu allıklar yağlık olarak da değerlendirilir), üç tane de yuvarlak ayna alınır. Alınan yağlıklar düğümlenir. Kırmızı al gelinin yüzüne örtülecek, aynalar da kırmızı ala önde, sağda, solda olmak kaydıyla asılacaktır.
Altın alma da asbap kesme gününde gerçekleştirilir. Alınacak altınlar oğlan evinin ekonomik durumuna bağlıdır. Ailenin durumu altın vb. ziynet eşyaları almaya müsaitse istenilen altın akça da asbap kesme gününde halledilir. Altın alma da kız evi oğlan evine şunu alacaksın bunu alacaksın diye zorlama yapmaz.
Asbap kesme işi bittikten sonra taraflar topluca yemek yer. Yemekten sonra da köye dönülür. Alınan eşyalar alındığı yerde bohçalara yerleştirilir. Köye geldikten sonra hısım akraba hayırlı olsuna gelir. Bohçalar açılır bakılır. Kısmeti bol olsun diyerek bohçanın içine gelen konuklar para bırakır.
Asbap sözcüğünün aslı Arapça esvaptır. Giysi anlamındadır. Sözcük yöre de "asbap" olarak telaffuz edilir. Kıza alınacak giysi vb malzemelerin tamamını ifade eder. Alınacakların karşılıklı konuşulup anlaşılmasına "Asbap Kesme" uygulamasının yapılacağı güne de "Asbap Kesme günü" denilir. Asbap kesme oğlan evinden 2–3, kız evinden 2–3 kişinin katılmasıyla gerçekleşir. Asbap kesme günü olarak belirlenen tarihte kişiler kız ve oğlanı da alarak şehre giderler.
Oğlanın düğünde giyeceği takım elbiseyi kız evi, terlik, iç çamaşır, gelinlik, kına, kına gecesinde giyeceği elbise vb ihtiyaçları da oğlan evi alır. Ayrıca gelin ata binerken başına bağlamak üzere 1,5 metre uzunluğunda beyaz yeşil ve kırmızı al (yörede bu allıklar yağlık olarak da değerlendirilir), üç tane de yuvarlak ayna alınır. Alınan yağlıklar düğümlenir. Kırmızı al gelinin yüzüne örtülecek, aynalar da kırmızı ala önde, sağda, solda olmak kaydıyla asılacaktır.
Altın alma da asbap kesme gününde gerçekleştirilir. Alınacak altınlar oğlan evinin ekonomik durumuna bağlıdır. Ailenin durumu altın vb. ziynet eşyaları almaya müsaitse istenilen altın akça da asbap kesme gününde halledilir. Altın alma da kız evi oğlan evine şunu alacaksın bunu alacaksın diye zorlama yapmaz.
Asbap kesme işi bittikten sonra taraflar topluca yemek yer. Yemekten sonra da köye dönülür. Alınan eşyalar alındığı yerde bohçalara yerleştirilir. Köye geldikten sonra hısım akraba hayırlı olsuna gelir. Bohçalar açılır bakılır. Kısmeti bol olsun diyerek bohçanın içine gelen konuklar para bırakır.
Köyümüzün Gelenekleri,
Nişan Merasimi
Nişan hazırlıkları için kız evinden iki, oğlan evinden iki kişi seçilir. Gelin ve damat adayı ile birlikte şehre gidilir. Oğlana ve kıza yüzük, kıza terlik, kına, iki elbiselik alınır. Elbiseliğin biri dikilir, diğeri de kızın çeyizine konur. Nişan merasimi de Cuma akşamı yapılır. Tarih belirlendikten sonra nişana davet edecek bir bayan veya genç görevlendirilir. Görevli genç tüm köy halkını ev ev dolaşarak davet eder. Davet ettiği kişilere de Okuntu verir.
Nişan günü tüm davetliler yeni kurulacak yuvaya katkı sağlamak amacıyla hediye getirir. Bu da Beln Yörüklerinde yardımlaşmanın güzel bir örneğidir. Getirilen hediyeler görevli kişi tarafından "Darısı oğluna kızına" diyerek ilân edilir. Bu nişanın atkı merasimidir. Atkı merasiminden sonra yüzükler takılır. Kızın yüzüğünü oğlan, oğlanın yüzüğünü de kız takar. Yüzük takma işleminden sonra eğlenceler başlar, mengi dönülür, halay çekilir. Akşam hava kararmadan önce de nişan olan kızın kınası yakılır.
Kınayı kızın yakın arkadaşlarından biri bakır kapta iyice karar. Kınanın suyunu oğlan evinden evlenmemiş bir kız döker. Nişanda yemek olarak çorba yada aş verilir.Bunun yanında konuklara dağıtmak üzere bakır bir kazanda şerbet yapılır. Şerbet genelde pekmezin sulandırılmasıyla olur. Bir helkeye konur. Helkenin ağzına da tülbent bağlanır. Tülbent şerbetin süzülmesini sağlar. Şerbeti oğlan evinden mutlu bir erkek dağıtır. Erkeğin koluna da oyalı yağlık bağlanır.
Nişan hazırlıkları için kız evinden iki, oğlan evinden iki kişi seçilir. Gelin ve damat adayı ile birlikte şehre gidilir. Oğlana ve kıza yüzük, kıza terlik, kına, iki elbiselik alınır. Elbiseliğin biri dikilir, diğeri de kızın çeyizine konur. Nişan merasimi de Cuma akşamı yapılır. Tarih belirlendikten sonra nişana davet edecek bir bayan veya genç görevlendirilir. Görevli genç tüm köy halkını ev ev dolaşarak davet eder. Davet ettiği kişilere de Okuntu verir.
Nişan günü tüm davetliler yeni kurulacak yuvaya katkı sağlamak amacıyla hediye getirir. Bu da Beln Yörüklerinde yardımlaşmanın güzel bir örneğidir. Getirilen hediyeler görevli kişi tarafından "Darısı oğluna kızına" diyerek ilân edilir. Bu nişanın atkı merasimidir. Atkı merasiminden sonra yüzükler takılır. Kızın yüzüğünü oğlan, oğlanın yüzüğünü de kız takar. Yüzük takma işleminden sonra eğlenceler başlar, mengi dönülür, halay çekilir. Akşam hava kararmadan önce de nişan olan kızın kınası yakılır.
Kınayı kızın yakın arkadaşlarından biri bakır kapta iyice karar. Kınanın suyunu oğlan evinden evlenmemiş bir kız döker. Nişanda yemek olarak çorba yada aş verilir.Bunun yanında konuklara dağıtmak üzere bakır bir kazanda şerbet yapılır. Şerbet genelde pekmezin sulandırılmasıyla olur. Bir helkeye konur. Helkenin ağzına da tülbent bağlanır. Tülbent şerbetin süzülmesini sağlar. Şerbeti oğlan evinden mutlu bir erkek dağıtır. Erkeğin koluna da oyalı yağlık bağlanır.
Köyümüzün Gelenekleri
Kız İsteme
Belen Köyümüzde kız isteme Perşembeyi Cumaya bağlayan gece gerçekleşir. Bu geceye "Cuma Akşamı" denilir.Köyümüzde Cuma gecesi hayırlı bir gün olarak kabul edildiğinden kız isteme, bayrak dikme vb gibi tüm işler bu güne denk getirilir.
Kız istemeye gidecek kişiler kız evinin hatırını kıramayacağı kişilerden seçilir. Kız isteme ile ilgili görevli kişiler Cuma akşamı kız evinin konuğu olur. Allah’ın emriyle kızı babasından isterler. Kız evi "nasipse olur" diyerek süre ister. Bu da "kız evi naz evi" deyimin bir ifadesidir.
Kız istemeye üç defa gidilir. Ancak ilk gidişten sonraki gidişler Pazartesi ya da Salı gününe denk getirilir. Eğer kız Allah’ın emri ile verilmiş ise Cuma akşamı da ağız tadı yenir. Ağız tadına oğlan ve kız evinin birinci derecedeki akrabaları katılır. Genelde lokum ikram edilir. Gelenek çiftlerin ağızları hep tatlı, yeni kurulacak yuvanın mutlu ve huzurlu olması için uygulanır. Tatlı yendikten sonra kızın başına kırmızı bir yağlık-yazma salâvat getirilerek bağlanır. Bu da kızın evliliğe ilk adım attığının ifadesidir.
Kız verildikten sonra hısım akraba kız evine giderek hayırlı olsun dileğinde bulunur. Hayırlı osuna gidenler kızın çeyizine katkıda bulunmak amacıyla havlu, elbise, tabak, tepsi vb eşyalar götürür. Kız evi de gelen konuklara tatlı ikram eder. Bu uygulamadan sonra nişan günü kararlaştırılır.
Belen Köyünde kız evi kız verildikten sonra oğlan evinden durumuna göre talepte bulunur. Yeni çiftler oğlan evinin ekonomik gücüne göre alınacak eşyalar keyfiyete bırakılır. Başlık almak yoktur. Şimdiye kadar da hiç uygulanmamıştır.
Belen Köyümüzde kız isteme Perşembeyi Cumaya bağlayan gece gerçekleşir. Bu geceye "Cuma Akşamı" denilir.Köyümüzde Cuma gecesi hayırlı bir gün olarak kabul edildiğinden kız isteme, bayrak dikme vb gibi tüm işler bu güne denk getirilir.
Kız istemeye gidecek kişiler kız evinin hatırını kıramayacağı kişilerden seçilir. Kız isteme ile ilgili görevli kişiler Cuma akşamı kız evinin konuğu olur. Allah’ın emriyle kızı babasından isterler. Kız evi "nasipse olur" diyerek süre ister. Bu da "kız evi naz evi" deyimin bir ifadesidir.
Kız istemeye üç defa gidilir. Ancak ilk gidişten sonraki gidişler Pazartesi ya da Salı gününe denk getirilir. Eğer kız Allah’ın emri ile verilmiş ise Cuma akşamı da ağız tadı yenir. Ağız tadına oğlan ve kız evinin birinci derecedeki akrabaları katılır. Genelde lokum ikram edilir. Gelenek çiftlerin ağızları hep tatlı, yeni kurulacak yuvanın mutlu ve huzurlu olması için uygulanır. Tatlı yendikten sonra kızın başına kırmızı bir yağlık-yazma salâvat getirilerek bağlanır. Bu da kızın evliliğe ilk adım attığının ifadesidir.
Kız verildikten sonra hısım akraba kız evine giderek hayırlı olsun dileğinde bulunur. Hayırlı osuna gidenler kızın çeyizine katkıda bulunmak amacıyla havlu, elbise, tabak, tepsi vb eşyalar götürür. Kız evi de gelen konuklara tatlı ikram eder. Bu uygulamadan sonra nişan günü kararlaştırılır.
Belen Köyünde kız evi kız verildikten sonra oğlan evinden durumuna göre talepte bulunur. Yeni çiftler oğlan evinin ekonomik gücüne göre alınacak eşyalar keyfiyete bırakılır. Başlık almak yoktur. Şimdiye kadar da hiç uygulanmamıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Belen Köyü Güncel...
Bu sayfa köyümüzdeki gurbetçilerin köy hasretini gidermek ve köylülerimiz ile bu sayfada iletişime geçebilmemiz amacı ile kurulmuştur.sitenin alt kısmında bulunan yorum formundan köylülerimize mesaj bırakabilirsiniz.site yönetimi